gezegenler.gen.tr https://www.gezegenler.gen.tr Gezegenler, Gezegenlerin Şekilleri ve Gezegenlerin İsimleri tr-TR hourly 1 Copyright 2019, gezegenler.gen.tr Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000 Mon, 18 Mar 2019 00:00:00 +0000 60 Yıldız Kayması https://www.gezegenler.gen.tr/yildiz-kaymasi.html Wed, 28 Nov 2018 08:04:29 +0000 Yıldız kayması, tarih boyunca adeta mucize olarak görülmüş bir olaydır. Bu gök olayı insanlar tarafından bir yıldızın gökyüzünden kayması ve dünyaya düşmesi olarak tanımlanmıştır. Normalde astroloji içinde yıldız ka Yıldız kayması, tarih boyunca adeta mucize olarak görülmüş bir olaydır. Bu gök olayı insanlar tarafından bir yıldızın gökyüzünden kayması ve dünyaya düşmesi olarak tanımlanmıştır. Normalde astroloji içinde yıldız kayması olarak bilinen bir durum yoktur. Aslında bu gök olayı meteor yağmurudur. Dünyanın çekim alanına giren uzaydaki meteorlar, kendilerine has hızla atmosfere doğru gelir. Aynı hızla hava moleküllerine sürtünen meteor, bu esnada oldukça yüksek sıcaklıklara ulaştığından yanmaya başlamaktadır. Meteorlar uzayda serbest dolaşan kuyruklu yıldızların yüzeyinden kopup ayrılan parçalardır. Aynı kuyruklu yıldızın hızına sahip olan bu parçalar, onun çevresinde birlikte yola devam eder. Fakat dünyanın yörüngesine yaklaştıkları sırada, atmosferin çekim alanından etkilenir ve atmosfere yönelirler. Meteor olarak bilinen bu parçalar gerçekte kuyruklu yıldızın parçalarıdır. İşte meteorların atmosferden etkilenerek yanmaya başlaması halk arasında yıldız kayması olarak tanımlanır.

Yeryüzünden bakıldığında görülen bu gök olayı yanıltıcı şekilde yıldız kayması olarak algılanır. Meteorlar atmosfere girdiğinde oldukça azı yeryüzüne ulaşabilir. Genellikle yüksek sıcaklıklarda yanarak yok olurlar. Çok nadir olarak parçalanmadan yeryüzüne inenler de vardır. Bazıları daha büyük olduğundan, yeryüzüne çarparak hasarlara yol açabilir. Eğer 1-2 metrekarelik bir meteor bu şekilde yeryüzüne ulaşırsa, kendi büyüklüğünün üzerinde kraterlerin oluşmasına neden olabilir. Kendisinde bulunan yüksek enerjiyi çarpmanın etkisiyle yeryüzüne dağıtır ve çok sert kayaların bile parçalanmasına yol açabilir.Yıldız Kayması

Yapılan araştırmalarda dünyaya her saat ortalama 5 tane meteor düştüğü belirlenmiştir. Bazen bu sayı yüze kadar çıkmaktadır. Meteor yağmuru denilen gök olayında, atmosfere giren meteorların sayısı oldukça fazla olmaktadır. Dünyanın yer aldığı samanyolu galaksisinde, dünya her 33 yılda bir Lenoids denilen meteor kuşağına girmektedir. Dünya güneşin çevresindeki turunu bir yılda tamamladığı içinde, her yıl aynı süreçte meteor yağmurları olur. Bu durum aynı zamanda dünyanın çekiminden etkilenen kuyruklu yıldızların yörüngesi ile de bağlantılıdır. Dünyadan bakıldığında yıldız kayması şeklinde görülen gök olayı aslında bu meteorlardan kaynaklanır.
]]>
Samanyolu Galaksisi https://www.gezegenler.gen.tr/samanyolu-galaksisi.html Wed, 28 Nov 2018 09:21:32 +0000 Samanyolu Galaksisi; çevre uzantısı ve sınırları boyunca düzensiz, uzayı silik bir ışıkla kuşak misali, bir baştan bir başa saran ve dünyamızdan da özellikle açık hava da ve geceleri gözlemleyebildiğimiz bulutsu bir kü Samanyolu Galaksisi; çevre uzantısı ve sınırları boyunca düzensiz, uzayı silik bir ışıkla kuşak misali, bir baştan bir başa saran ve dünyamızdan da özellikle açık hava da ve geceleri gözlemleyebildiğimiz bulutsu bir kümedir.

1610 yılında teleskopunda icadı ile Samanyolunu ilk inceleyen bilim adamı Galileo'dur. Galileo, Samanyolunun sayısız yıldızlardan meydana geldiğini ve  toz, gazın da içerisinde yer aldığını keşfetti. Bu galaksiyi meydana getiren 10.000.000.000 yıldız, samanyolunun genişliği nedeni ile gökyüzünü incelemek de kullanılan araçlar olmadan birbirinden ayrı görülemezler. İçerisin de Güneş'in de yer aldığı bu büyük kütle, bulut veya duman gibi düzensiz görüntüye sahiptir. Yer yer bölgeleri daha parlak görülmektedir. Samanyolu Galaksisi 100.000 ışık yılı çapına ve 1.000 ışık yılı kalınlığa sahiptir. Güneş, Samanyolu Galaksisinin merkezine ise yaklaşık olarak 26.000 ışık yılı mesafededir. Güneş bu merkez etrafında bir turunu 220 milyon sene de tamamlamaktadır.Samanyolu Galaksisi  

Aslında bizim gördüğümüz bu Samanyolu Galaksisi kuşağı, Dünyamızın da içerisinde yer aldığı ve sarmal kollar şeklinde ki bir kaç Samanyolu kuşağının meydana getirdiği Samanyolu gök adasının sadece bir koludur. Bugün için Samanyolu galaksimize ait altı tane bileşenden bahsedilmektedir. Bunlar ; İnce ve kalın disk, Halo, Karanlık Halo, Şişkin Bölge ve Yıldızlar arası ortamdır.

]]>
Kuyruklu Yıldız https://www.gezegenler.gen.tr/kuyruklu-yildiz.html Wed, 13 Mar 2019 18:45:15 +0000 Kuyruklu Yıldız : Halk arasında çamur topu yada kirli kartopu olarak bilinirler. Gerçekte ise güneş sisteminin oluşumu sırasında gezegende yoğunlaşmamış kozmik toz karışımından oluşurlar. Kuyruklu yıldızlar antik çağlard Kuyruklu Yıldız : Halk arasında çamur topu yada kirli kartopu olarak bilinirler. Gerçekte ise güneş sisteminin oluşumu sırasında gezegende yoğunlaşmamış kozmik toz karışımından oluşurlar. Kuyruklu yıldızlar antik çağlardan beri bilinmektedirler. Yörünge dönemleri 200 yıldan azdır. 

Kuyruklu Yıldızların Bölümleri: 
  • Nüve Tanımı: Katı ve kararlı olan çekirdek su buzu, donmuş gazlar, kozmik toz ve diğer gazlardan oluşmaktadır.
  • Koma Tanımı: Nüve' yi çevreleyen ışık topu halinde görülür. Karbondioksit,  çekirdekten buharlaşan su ve nötr gazların bulutudur.
  • Hidrojen Bulutu Tanımı: Milyonlarca kilometre büyüklüğüne sahip ancak seyrek bulunan nötr hidrojen bulutudur.
  • Toz Kuyruğu Tanımı: Çekirdekten sızan gazlarla taşınan mikroskobik tozdan oluşmuş dumandır. Kuyruklu yıldızın çıplak gözle görüne bilen özelliğini oluşturmaktadır.
  • İyon Kuyruğu Tanımı: Kuyruklu yıldızın Güneş rüzgarıyla reaksiyon sonucu iyonize olmuş gazlardan oluşturduğu plazma kuyruğudur.
]]>
Kutup Yıldızı https://www.gezegenler.gen.tr/kutup-yildizi.html Thu, 29 Nov 2018 16:21:59 +0000 Kutup yıldızı, çok eski çağlardan itibaren insanların yön bulmada kullandığı ve küçükayı takımyıldızı içinde yer alan diğerlerinden en parlak yıldızdır. Aynı zamanda Kuzey Yıldızı, Demirkazık ve Şimal Yıldızı g Kutup yıldızı, çok eski çağlardan itibaren insanların yön bulmada kullandığı ve küçükayı takımyıldızı içinde yer alan diğerlerinden en parlak yıldızdır. Aynı zamanda Kuzey Yıldızı, Demirkazık ve Şimal Yıldızı gibi isimlerle anılan bir yıldızdır. Gökyüzüne bakıldığı zaman en parlak yıldız olduğundan, çok kolay şekilde fark edilebilir. Aynı zamanda dünyanın ekseniyle yaklaşık aynı yönde olduğundan, daima kuzeyi gösterir. Bu açıdan tarihin en eski dönemlerinden itibaren deniz ve kara yolculuklarında yön bulmaya yardımcı olmuştur. Bunların dışında insanların hala bilemediği özellikleri olan bir yıldızdır.

Kutup yıldızı 3 farklı yıldızın birlikteliğinden oluşmaktadır. Bu üç yıldız hakkındaki bilgilere yakın geçmişte ulaşılmıştır. Bu yıldızlardan ilki, astronomide büyük sarı denilen ve güneşten yaklaşık 2450 defa daha büyük olan yıldızdır. İkici yıldız ise, 1780 senesinde Almanya'da doğan İngiliz William Herschel tarafından bulunmuştur. Bu bilim adamı aynı zamanda güneş sistemindeki 7. gezegen olan Uranüs ile gezegenin iki uydusu Titan ile Oberon'u, aynı zamanda Satürn gezegeninin Enceladüs ile Mimas uydularını da keşfetmiştir. Üçüncü yıldızın bulunması ise, 1929 yılında gerçekleşmiştir. Bu yıldız kutup yıldızının en büyük yıldızı olan büyük sarının merkezinde yer alır.

Kutup YıldızıKutup yıldızının yeryüzünden çok parlak görünmesinin en önemli nedenleri arasında eksen benzeşmesi bulunur. Dünya ve kutup yıldızı arasındaki eksen farkının sadece 44 dakika olması nedeniyle, gökyüzünde kutup yıldızı sabit bir yerde ve kuzey yönünde durur. Kutup yıldızının bulunduğu yer ile ufuk çizgisi arasındaki yükseklik hesap edilirse, bulunulan yerin enlemi tespit edilir. Yani gözlem yapılan yerden kutup yıldızı ve ufuk çizgisi arasındaki mesafe enlem bilgisini bulmaya yarar. İstanbul'dan ufuk çizgisi ve kutup yıldızı arasında olan yükseklik ölçülürse, 41 derece bulunur.

Kutup yıldızı sayesinde yön bulma sadece kuzey yarım kürede geçerlidir. Bu yüzden yıldıza kuzey yıldızı denir. Güney yarım küreden kutup yıldızı ile yön bulunamaz. Bu yıldız sadece kuzey yarım küreden gözlenebilir. Güney yarım küreden yön bulmak istenirse, güney hacı takımyıldızından yararlanılabilir. Bu yıldız da kutup yıldızın her zaman kuzeyi göstermesi gibi, her zaman güney yönünü gösterir.
]]>
Asteroid https://www.gezegenler.gen.tr/asteroid.html Fri, 30 Nov 2018 01:06:11 +0000 Asteroid, astronomi alanında küçük gezegen, gezegenimsi şeklinde tanımlanan gök cisimlerini oluşturur. Yapılan incelemeler asteroid sayısının yaklaşık 40 bin kadar olduğunu ortaya koymuştur. Dünyanın da içinde bulunduğu gü Asteroid, astronomi alanında küçük gezegen, gezegenimsi şeklinde tanımlanan gök cisimlerini oluşturur. Yapılan incelemeler asteroid sayısının yaklaşık 40 bin kadar olduğunu ortaya koymuştur. Dünyanın da içinde bulunduğu güneş sisteminde Mars ve Jüpiter arasındaki asteroidler, meydana getirdikleri asteroid kuşağı sayesinde aynı dünya gibi güneşin etrafında döner. Asteroidlere gezegenimsi denmesinin neden, bu gök cisimlerinin küçük bile olsa bir kütleye sahip olması ve gezegenler gibi uzayda yer kaplıyor olmasıdır. Asteroidler üzerine yapılan astronomik incelemeler neticesinde bazı asteroidlerin kendine ait uydusu olduğu tespit edilmiştir.

Astreoidlerin keşfedilmesi ise, astronomik çalışmalar sonucunda olmamıştır. J. Bode ve Johann Titius adındaki iki matematikçinin kağıt üzerinde matematik hesaplamalarını yapması sırasında asteroid keşfi olmuştur. Matematiksel bir denklem olan Bode Kanunun ispatlanmaya çalışılması sonuncunda, Mars ve Jüpiter gezegenleri arasında kayıp bir kütlenin olduğu belirlenmiştir. Pek çok kişi kütlenin bir gezegene ait olduğunu düşünmüş, o dönemde yani 19. yüzyılın başlarında popüler olan "Marduk Gezegeni" iddiası ortası atılmıştır. Bu yüzyılda Mars ve Jüpiter arasında çok sayıda gök cisminin keşfiyle bilikte asteroid kavramı astronominin içinde yer almaya başlamıştır.

Bunların dışında antik Mısır medeniyetindeki en önemli eser olan Büyük Piramit'in de tanrı Ra'nın kayıp bir gezegenden geldiği yaklaşık 6 bin yıl öncesinden yazılmıştır. Arkeologlar da insanlık tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen 5-6 bin yıllık olan Sümer tabletlerinde kayıp gezegeninin parçalandığını ve asteroidlerin gerçekte bu gezegenden kopan parçalar olduğunu yazarlar. 1900 lü yıllarda Güneş sistemindeki Mars ve Jüpiter arasındaki gök cisimleri dışında, sistemin içinde başka gök cisimleri yani asteroidlerin olacağı gündeme gelmiştir.

Gelişen teknoloji 1992 yılında Güneş sistemi dışında da asteroidlerin keşfini sağlamıştır. Bu sayede Ooort Bulutu ile Kuiper Kuşağı denilen bölgelerin keşfi olmuştur. Neptün ötesi cisimler olarak tanımlanan bu gök cisimleri sayesinde güneşin çevresinde dönen farklı cisimlerin olduğunu anlamaya yardımcı olmuştur. Bununla birlikte güneş sisteminde olan ve güneşin etrafındaki yörüngede dönen cisimlerde asteroidler, gezegenler ve Neptün ötesi cisimler şeklinde üç farklı kategoride sınıflandırılmıştır. Güneş sisteminin dış bünyesinde olan en ilginç asteroid ise, keşfi 1977 yılında yapılan "Chiron" asteroidi olmuştur. Bu asterodi 960 km çaplı olup, güneşten yaklaşık 2,2 milyar yıl uzakta bulunur. Güneşin etrafındaki tam turunu da 66 yılda tamamlar.

AsteroidEn büyük çaplı asteroidler

Asteroid kuşağında bulunan en büyük asteroid, ilk tespit edilen ve cüce gezegen olarak tanımlanan Ceres gök cismidir. Bu asteroid tek başına bütün asteroid kuşağının yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır. Çağı yaklaşık 952 km kadardır. Pallas ve Vesta asteroidleri ise, büyüklük olarak sıralamada ikinci ve üçüncü sırayı kaplar. Bunların da çapları 500 km üzerindedir. İlk asteroidin bulunmasından 48 yıl sonra yani 1849 yılında keşfedilen 10 Hyglea ise, sıralamada dördüncü büyük asteroid olarak yerini almıştır. Bu asteroidlerin kütlesi atmosferi tutacak kadar boyutlara sahip değildir. En büyükleri olan birkaçı dışındakilerin küre biçimini alacak kütle çekimleri bile bulunmamaktadır.

En fazla ilgi çeken asteroidler ise, ana kümeden ayrılmış olanlardır. Bazıları dünyaya da çok yaklaşırlar. Biçimsiz olan ve en uzun çapı 24,8 km olan Eros asteroidi, 1931 ile 1975 yılları içinde Dünya'ya yaklaşık 24 milyon km kadar yaklaşmıştır. 1,6 km çaplı olan Hermes ise, 1937 yılında 776.000 km kadar Dünya'ya yaklaşmıştır. Jüpiter ile aynı yörüngede olan Trojan asteroidleri ise, gezegenle aynı hızda olup, ondan 60 derece uzaklıkta dolanmaktadır. Ancak herhangi bir çarpışma olmaz. Bu tür olağan dışı yö]]> Ceres https://www.gezegenler.gen.tr/ceres.html Fri, 30 Nov 2018 23:53:32 +0000 Ceres, bu astronomi ve mitolojide farklı anlamı olan bir ifadedir. Astronomide güneş sisteminde yer alan en büyük cüce gezegene verilen bir isimdir. Mitolojide ise, Roma mitolojisinde anne sevgisini ve özellikle tahıllar ile diğer bi Ceres, bu astronomi ve mitolojide farklı anlamı olan bir ifadedir. Astronomide güneş sisteminde yer alan en büyük cüce gezegene verilen bir isimdir. Mitolojide ise, Roma mitolojisinde anne sevgisini ve özellikle tahıllar ile diğer bitkilerin tanrıçası olarak tanımlanır. Aynı zamanda Satürn ile Rhea'nın kızını, Jüpüter'in ise eşini ve kız kardeşini ifade eder. Jüpiter'den olan Proserpina'nın annesi olup, Neptün, Vesta, Juno ile Plüton'un kız kardeşidir.

Ceres astronomide en büyük cüce gezegendir

Ceres güneş sisteminde ana astreoid kuşağında bulunur. Jüpiter ve Mars arasında bulunan en büyük gök cismidir. Keşfedilmesi İtalya'nın Palermo şehrinde 1801 yılında Ocak ayında İtalyan astronom olan Guiseppe Piazzi tarafından yapılmıştır. İlk anda Piazzi tarafından bulutsuluk içermeyen ve yıldıza benzer kuyruklu yıldız olduğu düşünülse de, kısa süre içinde bunun dört yıllık periyodu olan bir gezegen olduğu fark edilmiştir. Bu gök cismine Sicilya'nın koruyucu tanrıçası olan Ceres adı verilmiştir. Güneş sistemi içindeki astreidler arasında ilk keşfedilen gök cismi olduğundan, 1 numara olarak tanımlanmıştır.

Ceres 50 yıl süreyle 8. gezegen olarak ta tanımlanmıştır. Çapı 950 km olan ve astreoid kuşağındaki en büyük gök cismidir. Astreoid kuşağının kütlesinin % 32 kadarını Ceres oluşturmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, bu gök cisminin düşük yerçekimine sahip olduğu, yapısının diğer gök cisimleri gibi düzensiz şekilde değil, küresel olduğu tespit edilmiştir. Ceres gök cisminin yüzeyi karbonat, su buzu, kil gibi farklı hidratlı minerallerden meydana geldiği düşünülür. Taş ve kaya tarzında bir çekirdek ile buzdan meydana gelen manto yüzeyiyle farklılaşmış bir görüntü verir. Ayrıca yüzeyinin altının sudan oluşan okyanus olduğun da düşünülür. Gök cisminin yüzeydeki sıcaklığı ise, -38 derecedir.

CeresCeres mitolojide bir toprak tanrıçasıdır

Mars ve Jüpiter arasında yörüngede olan Ceres toprak tanrıçasıdır. Hasat zamanı ve tarımsal döngü Ceres'tedir. Büyüyen bitkilerin tanrıçası olarak adlandırılır.Mitolojide sırlarıyla birlikte anlatılmaktadır. Ancak sırları henüz açıklığa kavuşturulmuş değildir. Yunan mitolojisinde Ceres, Demeter olarak adlandırılır. Elde edilen bilgilere göre, hikaye Ceres'in kızı Kore ile başlamaktadır. Kore Eleusis yakınlarında çiçek  toplarken aniden yeraltı açılmakta ve siyah atlı araba fırlamaktadır. Bu Hades'ten başkası değildir. Hades yeraltı tanrısı Pluto'dur. Kore'yi yakalayarak, yeraltına ölüler diyarına götürmüştür. Ceres dokuz gün boyunca kızını aramıştır. Onuncu gün geldiğinde Eleusis gelerek dinlenmek istemiş. Bu sırada yaşlı bir kadın kılığındaymış. Oraya kuyudan su almaya gelen kralın kızlarıyla Ceres'i görür. Ceres ona acıklı bir hikaye anlatır. Bir anda kralın kızları yaşlı kadının da küçük erkek kardeşlerine bakıcı olacağını düşünmüşler. Ceres'i ve Eleusis'u saraya götürmüşler. Kraliçe Eleusis'a su ikram ederken, Ceres'e şarap ve yiyecek ikramında bulunmuş. Ceres sarayda bakıcı olmuş ve baktığı Demophoon'u geceleri şöminedeki ateşin üzerine koyarak, kendisine ölümsüzlük hediyesi vermek istemiş. Ancak bu fark edilince bunu başaramamış. 

Bu arada Eleusis Kore'nin başına gelenleri görerek, bunları Ceres'e anlatmış. Ceres ölüler diyarındaki kızı için yasa girmiş ve kraldan bir tapınak istemiştir. Tapınakta doğanın hasat vermesini yasaklamıştır. Bu sayede ağaçlardaki yapraklar sararmış ve yerlere düşmüş. Soğuktan toprak donmuş ve dünyadaki ilk kış başlamış. Kışın süresi uzadıkça insanla açlığın etkisiyle ölüme yaklaşmış. İnsanların duasıyla birlikte Zeus harekete geçmiş ve Kore'nin serbest kalması için tanrıların habercisi Hermes'i Hades'e göndermiştir. Hades ise bir şartla Kore'yi serbest bırakacağını söylemiştir. Kore ise, duyduğu üzüntüden daha ölülerin yiyeceğinden yememiştir. Hades'in şartı budur. Ölülerin yiyeceğinden Kore'nin yemesidir. Yeraltı bahçı]]> Gök Cisimleri https://www.gezegenler.gen.tr/gok-cisimleri.html Sat, 01 Dec 2018 01:14:31 +0000 Gök cisimleri, Uzay boşluğunu kaplayan cisimlere gök cisimleri denir, bulutsu ve dev galaksiler, yıldızlar, küçük meteorlar, kuyruklu yıldızlar ve takım yıldızları her biri gök cismidir. Uzayda çıplak gözle gözlemleyebildi Gök cisimleri, Uzay boşluğunu kaplayan cisimlere gök cisimleri denir, bulutsu ve dev galaksiler, yıldızlar, küçük meteorlar, kuyruklu yıldızlar ve takım yıldızları her biri gök cismidir. Uzayda çıplak gözle gözlemleyebildiğimiz Ay ve Güneş gibi daha milyarlarca ışık yılı (ışığın bir yılda aldığı mesafe) uzaklarda bulunan sadece teleskop ile görebileceğimiz, hatta günümüz teknolojisi ile göremeyeceğimiz milyarlarca gök cismi bulunur, bu kadar uzak mesafeleri ölçebilmek için ışık yılı ölçüsü kullanılır, örneğin Dünya ile Ay arasında ki mesafe en uzak mesafe 1,5 ışık/saniye, Güneş Dünya arası mesafe 8 ışık/dakika, Samanyolu galaksisinin çapı ise 100.000 ışık yılıdır. Saydığımız bu gök cisimlerini tek tek açıklamayalım.

Galaksi nedir
Bir diğer adı Gök ada olan galaksi, kütle çekim kuvveti ile birbirine bağlı yıldızlar, yıldızlar arası gaz, toz ve plazmanın (manyetik görülebilen sıcak dalga) meydana getirdiği, karanlık maddeden oluşan yıldızlar arası maddedir. Tipik galaksiler on milyon cüce galaksi ile bir trilyon dev galaksi arasında yıldız içerirler. Bir galaksinin içerdiği yıldızların hepsi o galaksinin kütle merkezini eksen alan yörüngeler de döner. Galaksi çeşitli çoklu yıldız sistemlerini, yıldız kümelerini ve çeşitli nebulalar da içerebilir. Çevresinde gezegenler ve asteroitler gibi çeşitli kozmik cisimlerin döndüğü Güneş Samanyolu'nda ki yıldızlardan sadece biridir. Galaksiler görüldükleri gibi sınıflandırma ayrımına tabi tutulurlar, ışık profili elips şekilli olan eliptik galaksi, tozlu ve kıvrımlı kolları olan disk şeklinde olanlar ise Sarmal galaksilerdir.

Yıldız nedir
Yıldızlar kendileri ışık yayan gök cisimleridir. Yıldızların bulutsu denilen gaz ve toz bulutlarının birleşip sıkışması ile oluştuğu düşünülmektedir, Yıldızların oluşma süresi, yaşam süresi ve yok olma süreci vardır, yıldız ömrünü tamamladığında süpernova patlaması gerçekleşir ve yok olur, patlama ile birlikte önce etrafında bulunan gezegen ve sistemleri dışarı doğru iter, patlamanın etkisi kesilince patlamanın merkezine doğru hızlı bir çekim başlar etrafında hiç bir şey bu güce dayanamaz. Yıldızlar sınıflandırıldığında; 
  • Genç yıldızlar; beyaz ve mavi renkte sıcaklıkları yüksektir,
  • Orta yaşlı yıldızlar; renkleri sarı ve turuncu normal sıcaklıktadır, (Güneş orta yaşlı bir yıldızdır)
  • Yaşlı yıldızlar ; kırmızı renkli ve sıcaklıkları azdır. 
Gök CisimleriTakım yıldızı nedir
Gökyüzüne baktığımız da bazı yıldızların birleşerek çeşitli şekiller oluşturduklarını görürüz, tarih boyunca insanlar bu şekillerden anlamlar çıkarmışlar ve benzedikleri şekle göre isimler vermişlerdir. Bilinen takım yıldızları ise Avcı (Orion), Büyükayı, Küçükayı, Ejderha, Kuzey Tacı, Andromeda, Lir, Akrep, yay ve İnci takım yıldızlarıdır.

Kuyruklu yıldız nedir
Aslında bir yıldız değildir, donmuş halde ki gaz ve tozlardan oluşur, Güneş'in etrafında eliptik bir yörünge de dönerler, kuyruklu yıldızlar Güneş'e yaklaştığında erimeye başlar, eriyen su ve toz bulutu Güneş rüzgarı ile kuvvetle itildiğinden parlamaya başlar, bu parlaklık yıldızın gidiş istikametinin arkasında göründüğünde kuyruk görüntüsü oluşturur. Halley, IKaye-Zhang, Shoemaker-Levy, Hale-Bopp, ve Biele kuyrukluk yıldızlardan bazılarıdır.

Meteor ve Göktaşı nedir
Dünya atmosferine giren kaya parçaları yanarak ilerler ise meteor, parçalanmadan Dünya'ya çarpar ise Göktaşı adını alır.

Gezegen nedir
Işık kaynağı olmayan, yıldızlardan aldıkları ışığı yansıtan, bir yıldızın yörüngesinde dönen, yıldızlara göre daha küçük ve soğuk gök cisimleridir, Dünya, Mars, Venüs,Jüpiter birer gezegendir.
]]>
Güneş Tutulması https://www.gezegenler.gen.tr/gunes-tutulmasi.html Sat, 01 Dec 2018 22:09:24 +0000 Güneş tutulması, Kamer'in mahrek hareketi esnasında Dünya ile Güneş ortasına girmesi ve bu nedenle Kamer'in Güneş'i kısmen veya tamamıyla kapatması sonucunda görülen tabiat olayıdır. Tutulmanın meydana gelmesi  iç Güneş tutulması, Kamer'in mahrek hareketi esnasında Dünya ile Güneş ortasına girmesi ve bu nedenle Kamer'in Güneş'i kısmen veya tamamıyla kapatması sonucunda görülen tabiat olayıdır. Tutulmanın meydana gelmesi  için Kamer'in yeni ay safhasında olması ve Cihan'a göre Güneş ile kavuşum durumunda  olması, yani mahrek düzleminin Cihan'ın Güneş etrafındaki  mahrek düzlemi ile çarpışması gerekir. Bir sene içinde Kamer, Cihan etrafında hemen hemen on iki defa dönmesine karşın, Kamer'in mahrek düzlemi ile Cihan'ın mahrek düzlemi arasında beş derece kadar bir açı olması sonucu, Kamer  her keresinde Güneş'in tam önünden geçmez ve  bu nedenle bu çarpışma sık olarak oluşmaz. 

Bu nedenle, senede 2 ile 5 arasında güneş tutulması görülür. Bunlardan en fazla iki tanesi tam tutulma olabilir. Güneş tutulması Cihan üstünde geniş bir yol izlemez. Bu nedenle herhangi bir alan için güneş tutulması nadiren olan bir olaydır.Güneş tutulması, tam tutulma anı dışında hiç bir zaman çıplak göz ile izlenmemelidir. Tutulma türleri şunlardır: Tam Güneş Tutulması, Halkalı Güneş Tutulması, Hibrit Güneş Tutulması, Parçalı Güneş Tutulmasıdır. Tam Güneş Tutulması, Kamer'in Güneş'i Evren'den disk şeklinde gözlenen ışık yuvarını tamamıyla kapatması ile meydana gelir. Güneş'in çok ışıklı olan ışık yuvarı Kamer'in  gölgesi ile  karanlığa bürünür ve Güneş'in ışık yuvarından çok daha mat olan Güneş tacı çıplak gözle görülebilir duruma  gelir. 

Tutulmaya bir tek tam tutulma anında kesin olarak çıplak gözle bakılabilir. Bu esnada hava, ışıklı  yıldızlar ve seyyareler gözümüzle görebileceğimiz kadar kararır. Tam tutulma, Cihan yüzeyindeki geniş olmayan bir koridorda gözlenebilir. Halkalı Güneş Tutulması ise Kamer'in, Güneş'in ön tarafında tam kavuşumlu geçmesiyle Güneş'i tam kapatmadığı an görülür. Kamer'in çapı, Güneş'in ışık kürenin çapının hemen hemen dört yüzde biridir. Fakat Kamer'in Cihan'a uzaklığı, Güneş'in uzaklığının yine hemen hemen dört yüzde biridir. Bu nedenle Kamer'in Cihan'a görünür büyüklüğü Güneş ile hemen hemen benzerdir. Fakat gerek Cihan'ın Güneş etrafındaki, gerekse Kamer'in Dünya etrafındaki mahrekleri tam daire olmadığından, Kamer'in  her tam kavuşumlu dönüşünde Güneş'i tam olarak kapatmaz. Bu nedenle, Güneş diskinin Kamer tarafından kapatılmayan kısmı, Cihan'dan halka biçiminde görülür. 

Güneş TutulmasıHibrit Güneş Tutulması

Hibrit Güneş Tutulmasında ise ,tutulmanın Cihan yüzeyinin bazı alanlarında tam, bazı alanlarında halkalı olarak görülmesi demektir. Hibrit tutulmalar çok fazla görülmesi mümkün değildir. Parçalı Güneş Tutulmasında ise , Kamer'in Güneş'i kısmen kapatması sonucunda meydana gelir. Her tam ve halkalı tutulma, bölünmüş tutulma olarak meydana gelir ve tam kavuşumdan sonra yine bölünmüş tutulma şeklinde devam eder ve biter. Tam tutulma esnasında, tutulmanın tam olarak görülebildiği Cihan yüzeyindeki geniş olmayan koridorun dışındaki geniş bölgelerde, tutulma bölünmüş tutulma biçiminde görülür.Çok az bir zaman bile olsa Güneş'e direk bakmak, göz retinasında kalıcı problemlere ve bu nedenle de amalığa varan görüş ömür boyu sürecek görüş bozukluklarına sebep olabilir. Retina acıya duyarsızlığından, bu rahatsızlığın meydana gelme hissi fark edilmez.

Olağan şartlar altında Güneş, direk  bakılamayacak kadar ışıklıdır. Fakat tutulma esnasında Güneş kısmen kapatıldığında, ışık düzeyi azalıp direk bakılabilir olduğu kanısı kolaylıkla oluşabilir. Özellikle çocuklar ve deneyimli olmayan gözlemciler bu kanıya kolaylıkla kapılırlar. Göz bebeği çok ışıklı objeye değil, mekandaki toplam ışığa göre yanıt verir. Bu nedenle göz bebeği Güneş diski yarı kapatıldığında, Güneş'in olağan durumuna bakıldığı halinden daha geniş olur, böylelikle retina Güneş'in kapatılmayan alanından gelen ışınıma daha fazla maruz kalır. Bu nedenle, tam tutulma zamanın dışında tutulma halindeki Güneş'e direk bakmak, olağan şartlardaki Güneş ile temas etmek daha zararlıdır. Güneş'e özel tedbir alınmaks]]> Sirius https://www.gezegenler.gen.tr/sirius.html Sun, 02 Dec 2018 21:14:37 +0000 Sirius, Büyük Köpek Takımyıldızı'nda yer alan bir çift yıldız sistemidir. İlk bakıldığında tek yıldızmış gibi görünmesine rağmen, Sirius-A ve Sirius-B olarak adlandırılan iki adet yıldızdan oluşmaktadır. Türkçe ismi Aky

Sirius çift yıldız sistemi, Güneş'e olan 8.6 ışık yılı uzaklıkla sistemimize en yakın sekiz yıldızdan ikisidir. Sistemin yaşının 200 milyon ile 300 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Sirius sisteminin bugünkü bizim gördüğümüz halini alması yıldız çiftlerinden bir tanesinin yakıtını bitirerek, önce kızıl dev haline ve daha sonrasında da kendi içine çökerek şu anki hali olan beyaz cüceye dönüşmesi ile mümkün olmuştur. Bu sürecin yaklaşık olarak 120 milyon yıl önce tamamlandığı düşünülmektedir. Bugünkü beyaz cüce olarak isimlendirilen yıldız Sirius-B'dir.

Sirius-A
Sirius-A, kütle bakımından Güneş'in iki katı olup, aydınlatma gücü bakımından ise yaklaşık yirmi üç katıdır. Yüzey sıcaklığı on bin kelvin olup, çapı 2.366.400 km'dir. Tüm yakıtını tüketerek beyaz cüceye dönmüş eşine göre nereyse on bin kez daha parlaktır. 

Sirius-A, 16 km/s'den daha düşük bir rotasyon hızı sebebiyle ekvatoral bölgesinde şişmeye sahip değildir. Kendi etrafındaki bu dönüş hızı yassılaşmaya neden olamayacak kadar yavaştır. Kullanılan çeşitli yöntemler neticesinde elde edilen analizler, Sirius-A yıldızının yaklaşık olarak bir milyar yıl sonra ömrünü tamamlayacağını ve eşi gibi önce kızıl dev haline sonra da beyaz cüceye dönüşeceğini göstermektedir. Ayrıca tayf analizleri sonucunda yıldızın içeriğinde yakıt döngüsünde ikinci sıradaki helyumdan daha ağır demir gibi elementlerin yoğun sayılabilecek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Güneş ile karşılaştırıldığında bu oran neredeyse üç kattır.
Sirius
Sirius-B
Sirius-B, hacimsel olarak Dünya'dan biraz daha küçüktür, fakat kütlesi neredeyse Güneş kadardır. Son derece küçük olması ve eşi Sirius-A'nın parlaklığı sebebiyle, oldukça güçlü ve modern teleskoplarla bile görülmesi çok zordur. Yüzey ısısı yaklaşık olarak 25.000 Kelvin'dir. Fakat, eşinin aksine ömrünü tamamladığı için beyaz cüce evresinden itibaren soğuma sürecine girmiştir. Sirius-B, keşfedilen ilk beyaz cüce ünvanına sahiptir ve normal beyaz cücelerin neredeyse iki katı büyüklüğündedir. Çapı 12.000 km olan bu yıldızın yüzey sertliği elmastan yaklaşık 300 kat daha fazladır. Çekim gücü ise Dünya'nın çekim gücünün 350.000 katıdır.

Görünürlük ve Konum
Gökyüzünde en parlak yıldız olan Sirius-A'nın görünür kadiri -1.47'dir. Güneş sisteminden bakıldığında en parlak ikinci yıldızdan bile iki kat daha fazla parlaktır. Dünya'nın, kuzey kutup bölgelerine yakın yerleri haricinde her yerinden görülebilir. Eşinin parlaklığı ve kendisinin küçük olması sebebiyle, birbirlerine yakın oldukları dönemlerde Sirius-B'yi görmek oldukça güçtür. Son enberi konumları 1994 yılında gerçekleşmiştir ve şu anda yıldız çifti birbirlerinden uzaklaşma evresindedirler. Bu nedenle cüce beyaz eşin görünürlüğü artmaktadır.

Sirius, Procyon ve Betelgeuse yıldızları, astronomlar tarafından kış üçgeni olarak adlandırılan göğün kuzey yarım küresinde yer alan hayali üçgenin köşeleridir. Sirius, Büyük Köpek Takımyıldızı'nda, Procyon, Küçük Köpek Takımyıldızı'nda ve kızıl dev Betelgeuse ise Avcı Takımyıldızı'nda yer almaktadır. Sirius çiftini tespit edebilmek için Avcı Takımyıldızı'nı takip etmek ve kullanmak en elverişli yöntemdir. 

Tarihçe
Sirius yıldızı birçok uygarlığın tarihinde yer almış ve çeşitli olaylar için yıldızın helyak doğuşu referans alınmıştır. Örneğin, Romalılar, yıldızın helyak doğuşunda köpek kurban ederlerdi ve bu doğuşu 25 Nisan'da kutlarlardı. Kutlama esnasında bir de koyun kurban edilerek o yılki buğday hasatının verimli ve kayıpsız geçmesi beklenirdi.

Eski Yunanlılar içinse Siri]]> Yıldız İsimleri https://www.gezegenler.gen.tr/yildiz-isimleri.html Mon, 03 Dec 2018 06:12:30 +0000 Yıldız isimleri, ilk olarak M.Ö. 800'lü yıllarda Babil'de çeşitli yıldızların gözlenmesi sonucu keşfedilerek ortaya çıkmıştır. Güneş, Ay ve 8 gezegenden oluşan astroloji dizilimindeki burçları aynı zamanda keşfedilen bu Yıldız isimleri, ilk olarak M.Ö. 800'lü yıllarda Babil'de çeşitli yıldızların gözlenmesi sonucu keşfedilerek ortaya çıkmıştır. Güneş, Ay ve 8 gezegenden oluşan astroloji dizilimindeki burçları aynı zamanda keşfedilen bu yıldızların da etkilediği düşünülmektedir.Başlarda 16 adet yıldız belirlenmiş ve daha sonrasında ilk yıldız kataloğu M.Ö. 250 yılında Eski Yunan'da yapılmıştır ancak yıldız isimlerinin kökeni Babil'e dayanır. Temel inanış güneş sisteminde yer alan ve hareket eden gezegenleri onlardan bağımsız olarak duran ve konumlarına bağlı olarak iyi ve ya kötü, az ya da çok etkileyen yıldızların var olmasıdır. Gezegenlere olan konumuna ve uzaklığına göre etki düzeyleri değişim göstermektedir. Örneğin; 1. düzey yakınlıktaki yıldızların gezegenlere olan etkisi çok daha fazlayken son ve en düşük düzey olan 4. düzeyde gezegenleri etkileme seviyesi çok daha düşüktür. Bunun dışında konum olarak kuzeyde yer alan yıldızlar güneyde yer alan yıldızlara göre çok daha etkilidirler. 

Yıldızlar gezegenlerle olan açılarına ve yakınlık düzeylerine göre gelecekle alakalı çeşitli ipuçları verirler. Bu ipuçları çok farklı ve detaylı olabilmektedir. Örneğin; kişinin hayatı boyunca başından geçebilecek bir kaza varsa bunu işaret edebilirler ve bu kazanın bir yangın mı ya da araçla mı olacağı, kaza sonucunda yaralanma ve ya ölüm gibi durumlar söz konusu mu gibi sorulara yanıt bulunabilmektedir. Diğer yandan kişinin hangi alanlarda başarılı olabileceği, tahsil ya da iş durumlarının ne ile sonuçlanabileceği, birliktelik açısından ne tarz bir hayat yaşayabileceği de yine yıldızların gezegenlere olan konumu ve mesafesine göre bilinebilmektedir. Bugüne kadar keşfedilmiş olan bazı yıldız isimleri ve anlamları:

Acrab: Yay burcunda olan bir yıldızdır. Mars ve Satürn gezegenleriyle etkileşimde olup, kötülük, canilik gibi anlamlara gelmektedir. 
Acrux: Akrep burcunda yer alır. Jüpiter gezegeniyle temsil edilir. Lüks, gösteriş, ihtişam; bu tarz bir hayatı yaşama ve sevme isteği gibi anlamları vardır. 
Agena: Akrep burcundadır. Venüs ve Jüpiter karakterindedir. Başarılı olmayı simgeler.
Aldebaran: İkizler burcundadır ve Mars karakterli bir yıldızdır. Askeri açıdan ve ya genel olarak şan, şöhret, ün gibi anlamlara gelir. 
Yıldız İsimleri
Algol : Boğa burcunu temsil eder. Satürn ve Jüpiter karakterlidir. Adam öldürmeyi, cinayeti simgeler.
Alnilam : İkizler burcundadır. Jüpiter ve Satürn karakterlidir. Etkisi geçici olan mutluluğu ve başarıyı anlatır.
Alphard : Aslan burcunda yer alır. Satürn ve Venüs karakterlidir. Moral bozukluğunu, üzüntüyü simgeler. 
Alphecca : Akrep burcundadır. Venüs ve Merkür karakterlerini taşır. Sanatsal üstünleri, yetenekleri vurgular.
Alpheratz : Koç burcunu etkiler Venüs ve Jüpiter yapısındadır, sevgi, sevinç ve zenginlik anlamları taşır.
Antares : Yay burcundadır. Mars, Jüpiter ve Merkür karakterleri etkisi altındadır. Düşüncesizliği, cahil cesaretini, ani hareketleri, girişimleri ifade eder.
Arcturuse : Terazi burcunda yer alır. Mars ve Jüpiter yapısındadır. Şeref ve ünü anlatır.
Asellus Australis : Aslan burcunu simgeler. Mars ve Güneş karakterindedir. Göz hastalıklarını ve ateşli hastalıkları, kör olmayı, havale geçirmeyi ifade eder. 
Atair : Kova burcundadır. Satürn ve Merkür yapılarını taşır. Hastalıkları, iflası, kayıpları vurgular.
Bellatrix : İkizler burçludur. Mars ve Merkür karakterlidir. Çıkar amaçlı evliliği, sürekli olmayan ünü simgeler.
Betelgeuze : İkizler burcundadır. Mars ve Merkür etkilidir. Sonradan zengin olmayı, para ve statü getirecek evliliği, onuru temsil eder. 
Canopus : Yengeç burcuyla etkileşim içindedir. Satürn ve Jüpiter yapısında yer alır. Su üzerindeki yolculuklarda oluşabilecek kazaları anlatır.
Capella : İkizler burcundadır. Mars ve Merkür karakterli bir]]> En Büyük Yıldız https://www.gezegenler.gen.tr/en-buyuk-yildiz.html Tue, 04 Dec 2018 01:10:48 +0000 Evrendeki en büyük yıldız nedir sorusuna cevap aramadan evvel bu devasa yıldıza kıstas niteliğinde bir cetvel olarak galaksimizdeki Güneşin kullanıldığını bilmek gerekir. Peki Güneşin boyutları, ebatları ve kütlesi nedir İşte Evrendeki en büyük yıldız nedir sorusuna cevap aramadan evvel bu devasa yıldıza kıstas niteliğinde bir cetvel olarak galaksimizdeki Güneşin kullanıldığını bilmek gerekir. Peki Güneşin boyutları, ebatları ve kütlesi nedir İşte bunu bilim adamları yanıtlarken çeşitli bilimsel metodlar uygulamktadırlar. Bunlara örnek vermek gerekirse paralax yöntemi, devasa radarlar, trigonometrik hesaplamalar en yaygınlarındandır. Fazla ayrıntıya girmeden Güneşin ebatlarını çapı 1.4 milyon kilometre, yarıçapı 690 000km ve de 2.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000 kg olarak kütlesini belitmekde fayda vardır. Güneşin evrendeki diğer yıldızların boyutunu belirlemede kıstas olarak ele alınması onu bir cetvel niteliğine haiz kılmaktadır.

En büyük yıldızın ne olduğu incelemesine kendi galaksimizden başlamak gerekirse Eta Carinae yıldızından bahsetmemiz gerekmektedir. Bize 7500 ışıkyılı uzaklıkta bulunan Eta Carinae yıldızı tam tamına 100 tane güneşin kütlesinin toplamı kadar ağırlıktadır.Eta Carinae yarıçapına gelecek olursak Güneşten 400 kat daha fazladır. Ayrıca bu yıldız hakkında bilimadamları teleskop gözlemleriyle 'yıldız rüzgarlarından' epey etkilendiğine ulaşmışlardır. Yıldız rüzgarları yıldızın üzerinden birtakım kütlesel çekim kuvvetlerinin yarattığı etkiyle maddeleri alıp evrenin boşluğunda süzülmesine sebep olmaktadır. Eta Carinae işte bu 'güneş rüzgarlarının' yarattığı parça kopmalarından her gün tam 500 dünya kütlesi kadar parçasını kaybetmektedir. 

En Büyük Yıldız

Şimdi gelgelelim insanoğlunun evrendeki şu güne kadar keşfettiği en büyük yıldız diyebileceğimiz yıldıza. VY Canis Majoris adı verilen hypergiant olarak da tabir edilen devasa bir kızıl yıldızdır. Eğer bu yıldız bizim yaşam kaynağımız olan Güneşle yer değiştirseydi dış yüzeyinin Satürn halkalarına temas edebileceği söylenmektedir. Evrende bizim görebildiklerimiz arasında eşi benzeri çok az olan bu hypergiant yıldız bize yaklaşık 5000 ışıkyılı uzaklıkta bulunuyor. Yüzölçüm hesabı adına Minnesota üniversitesi profesörlerinden Roberta Humphreys'in yaptığı araştırmaya göre VY Canis Majoris Güneşden tam 2100 kat daha büyük bir yüzölçümüne sahip olduğunu saptanıştır. Tabiki bu ebatlarda bir yıldızın boyutunu ölçmek cetvel ile ip ölçmeye benzemez. Boyutları konusunda bir başka astronom Güneşten 600 misli büyük olduğunu idda etmiştir. Unutmadan evrendeki en büyük yıldızların aynı zamanda en soğuk ve en yaşlı yıldızlar olduklarını da aklımızdan çıkarmayın. Mesela VJ Canis Majoris'in sıcaklığı 3500 kelvin ile güneşden daha soğuktur. Teknik özelliklere biraz daha değinecek  olursak VY Canis hakkında şunları bilmekte fayda vardır;

  • Evrendeki en büyük yıldız olan VY Canis Majoris yarıçap olarak 2000 güneş yarıçapındadır.
  • Işık bu yıldız üzerinde bir turunu 8 saatten uzun sürede tamamlayabilmektedir.(Güneş 14.5 saniyede bunu yapabiliyor)
  • VJ Canis Majoris'i bir içi boş küre olarak tasfir edersek bunu doldurmamız için tam 7 desilyon tane Dünyaya ihtiyacımız vardır.
  • Çapı yaklaışık 3.063.500.000 km'dir.
  • Saatte 980 km hızla yol alan bir uzay mekiği VJ canis Majoris'in etrafını turlamak isteseydi bunu tamamlaması hemen hemen 1100 yıl sürmekte
  • Dünyadan saatte 2000km hız yapan bir uzay mekiği ile ulaşmak isteseydik bu 12 000 trilyon yıldan daha uzun sürmektedir.
  • Dünya çapını 1 cm olarak tasfir edersek VJ Canis Majoris 6.5 kilometre çapında bir yarıçapa sahip olacaktır. 

 Tabiki tüm bu araştırmalar sonucunda elde edilen bulgular evrendeki en büyük yıldız nedir sorusuna tam kesin cevap verememektedir; çünkü hala yepyeni teknolojimizle yepyeni gezegenler ve yepyeni diyarlar keşfedilmeye devam edilmektedir. Sonuçta tüm bunlar sonsuz evrenin ürünleridir ve Allahın yarattıklarındandır.

]]>
Çoban Yıldızı https://www.gezegenler.gen.tr/coban-yildizi.html Tue, 04 Dec 2018 21:52:58 +0000 Halk arasında Çoban Yıldızı olarak bilinen Venüs gezegeni dünyaya en yakın gezegen olarak bilinir. İsmini eski Yunan Güzellik tanrıçası Afrodit'den almıştır. Güneşin etrafında diğer gezegenlerden aksi yönde dönerek bu dönüşü

Çoban Yıldızının yörüngesinde dönüşü sırasında Güneşe Dünyaya nazaran daha yakından geçmesi ve Dünyaya da en yakın gezegen olması onu biz insanlar tarafından çıplak gözle belli zamanlarda görülebilir yapmaktadır. Biz insanların Dünya'dan çıplak gözle baktığımızda Çoban Yıldızı'nı görebilmemiz için Güneş doğmadan ve de Güneş batmadan önce gökyüzüne bakmamız lazım. Bu saatlerin dışında Çoban Yıldızını görme imkanımızın olmaması onun isminin zamanla Tan Yıldızı, Akşam Yıldızı ya da Sabah Yıldız olarak isimlendirmemize sebep olmuştur. 

Çoban Yıldızı
Çoban Yıldızı diğer 5 gezegen ile beraber teleskopla görüleblilen hareketlerinin diğer yıldızlardan farklı olması ile bilinen 7 gökcisminden biridir. Eski yunandan ve de M.Ö 7. Yüzyıldan itibaren Çoban Yıldızı birçok gökbilimci tarafından gözlemlenmiş ve tarihi nitelikte belgelerde adının geçmesine vesile olmuştur. Çoban Yıldızı bu şanını Dünyaya en yakın gezegen olmasının yanında dünyadan en parlak gürünen gezegen olmasından almaktadır. Venüs gezegeninin atmosferinden bahsedecek olursak asit yağmurlarının çok sık yağdığını ve Venüs yüzeyinde Dünya'daki Kutup ışıklarına benzer bir ışık şöleninin olduğu( küllenmiş ışık) Venüse şu güne kadar gönderilen uzay araçlarından çekilen görüntüler sayesinde gözlemlenmiştir. Sputnik 7(1961 rus aracı), venera1 (1961rus aracı), Mariner1, sputnik19(1962 amerikan uzay aracı) ve de venera, mariner gibi irili ufaklı 43 tane uzay aracı Dünyadan Çoban Yıldızına gözlem ve keşif amacıyla gönderilmiştir. Gezegenin yukarıda bahsettiğimizin dışındaki rakamsal özelliklerinden bahsedecek olursak;
  • Yörünge hızı: 35.02 km/sn
  • Yörünge eğikliği:3.39 derece
  • Dünyaya uzaklık: 261 000 000 km
  • Yerçekimi:8.87 m/sn2
  • Eksen eğikliği:177.36 derece

Venüs gezegeni Dünya'ya en yakın konumda iken dünyaya dönük olan kısmının tamamen kara olması ve de aydınlık kısmının tamamen görüldüğü evrede ise en uzak ve en küçük boyutta olması sebebiyle dünyadan bakıldığında tam manasıyla parlak değildir. Çoban Yıldızı venüs ismini bir tanrıça isminden aldığından dolayı; venüs gezegenin yerşekilleri ve bölümlerinin adlandırılmasında daha çok bayan isimleri kullanılmıştır. Gezegen üzerindeki "james Clerk Maxwell" dağı bunun istisnasıdır.

Astroloji Çoban Yıldızını çekicilik, ihtiras, şehvet ve tutku gezegeni olarak tanımlamaktadır.  Moda, sanat, güzel yemekler, cinsel tutku ondan sorulur. Venüs gezegenin her burçta ortalama 2-3 hafta kaldığı tahmin edilmektedir fakat bazen 4 aya kadar kalabilir. Bu zamanlarda Çoban Yıldız size güzel bir eşle istikrarlı ve şevkli bir ilişki yakalatmak, harikulade bir resim ya da sanat sergisinde bulunma fırsatı tanımak, manzaralı bir lokantada hayatınızda o güne kadar hiç tatmadığınız lezette yemekler tatmak gibi deneyimleri yaşatabilir hazırlıklı olun. Tüm bunların yanında bu zevklerin frenlenmesi gerekmekte ve bunu da Satürn gezegeni üstlenmektedir.  Unutmadan Çoban yıldızı  tutukuların burcu olan Boğa burcunun ve adaletin, dengenin simgesi olan terazi burcunun da gezegenidir.

    ]]>
    Jüpiter Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/jupiter-gezegeni.html Wed, 05 Dec 2018 07:49:10 +0000 Jüpiter gezegeni; Güneş Sistemi'nin uzaklık olarak beşinci gezegenidir. Kütlece ve çap olarak sistemdeki en büyük gezegendir. Aslında Jüpiter gezegeni Güneş Sistemi'nde bazı özelliklerinden dolayı 'enlerin gezegeni' olarak sın Jüpiter gezegeni; Güneş Sistemi'nin uzaklık olarak beşinci gezegenidir. Kütlece ve çap olarak sistemdeki en büyük gezegendir. Aslında Jüpiter gezegeni Güneş Sistemi'nde bazı özelliklerinden dolayı 'enlerin gezegeni' olarak sınıflandırılabilir:
    • Jüpiter gezegeni Güneş Sistemi'nde en büyük kütleye ve çapa sahiptir. Aynı zamanda kütlesi, diğer gezegenlerin kütleleri toplamının 2.5 katıdır. 
    • Kendi etrafında dönüş süresi en kısa olan gezegendir. 
    • En büyük manyetosfere ve en güçlü manyetik alana sahiptir.
    • Güneş Sistemi'nin en büyük ve en çeşitli uydularına sahiptir.
    Jüpiter gezegeni bu özelliklerinde dolayı adını en büyük Roma tanrısı olan Jüpiterden alır. Yapısı büyük oranda gazlardan oluştuğundan dolayı 'gaz devi' olarak adlndırılan gezegenler sınıfına girer. Gazların %99'unu Hidrojen ve Helyum oluşturur. Çok az miktarda metan gibi zehirli gazlar da bulunur. Bu gazların oluşturduğu manyetik alan o kadar güçlüdür ki bir insanı öldürmesi saniye bile sürmez. 


    Jüpiter gezegeni Güneş çevresinde dolanımını 11 yıl, kendi etrafında dolanımını ise 10 saatte tamamlar. Aslında bu konu Jüpiter gezegeninin diğer ilginç yönlerinden biridir. Jüpiter gezegeninin ekvatoru ile kutuplarının dönüş hızları birbirinden farklıdır. Çünkü bahsedildiği gibi Jüpiter gezegeni bir gaz devidir ve katı yüzeyi yoktur. 10 saat olarak belirlenen süre Jüpiter gezegeninin ortalama dönüş hızından hesaplanan süredir. Jüpiter Gezegeni

    Jüpiter gezegeni en erken keşfedilen birkaç gezegenden biridir. Üzerinde ilk incelemeler 1610 yılında Galilei tarafından yapılmıştır. Galilei bu araştırmalarında aynı zamanda Jüpiterin 4 uydusunu da keşfetmiştir. Daha sonraki yıllardan bugüne kadar birçok araştırmacı Jüpiterin gaz bileşenleri, ekvator ve kutuplarının dönüş hızları, vs. konularda birçok araştırma yapıp daha kesin veriler elde etmişlerdir. 

    Jüpiter gezegeni Satürn gibi etrafında çevrili bir halkaya sahiptir. Bu halka mikroskobik boyutlardan meteor büyüklüğüne kadar parçacıklardan oluşur ve genelde su ve amonyak taneciklerini barındırır.

    Jüpiter gezegeninin bilinen 63 doğal uydusu vardır. Bunlardan en büyük 4'ü İo, Europa, Ganymette ve Callisto'dur. Bunlar aynı zamanda Galilei'nin keşfettiği dört uydudur. 
    ]]>
    Plüton Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/pluton-gezegeni.html Wed, 05 Dec 2018 08:54:29 +0000 Plüton Gezegeni; 13 Mart 1930'da keşfedilen, bugün "cüce gezegen" statüsünde olan Güneş Sistemi'ne dahil bir gezegendir. Güneş Sistemi'nin etrafında dönen en büyük onuncu cisim olması sebebiyle uzun bir süre gezegen olarak değerlendi

    Plüton Gezegeni; 1930'dan 2006'ya kadar Güneş Sistemi'nin dokuzuncu gezegeni olarak kabul edilmiştir. Fakat bu süre içinde Güneş Sistemi dışında birçok cüce gezegenin keşfedilmesiyle evrende birçok cüce gezegen olduğu anlaşılmış ve Plüton gezegeninin bir gezegen olup olmadığı tartışılmaya başlanmıştır. Öyle ki; Plüton gezegeni uydusundan ve hatta Ay'dan bile küçüktür. Güneş Sistemi'nin dışında Plüton gezegenine benzeyen birçok cismin keşfedilmeye devam etmesi üzerine 2006'da "Uluslararası Astronomi Birliği" gezegen olma koşullarını açıklamıştır ve bu kurallara Plüton gezegeni 2006'dan beri bir cüce gezegendir. Bazı araştırmacılar tarafından hala gezegen olduğu iddia edilse de uluslararası literatüre göre artık bir gezegen değildir. Resmi adı da "134340 Plüto" dur.
    Plüton Gezegeni
    Plüton gezegeni; Güneş'ten 6 milyar km uzaklıktatır ve yarıçapı 3900 km dir. Kendi ekseni etrafında dönüşünü 6 gün 9 saat 17 dakikada, Güneş çevresinde dönüşünü ise 248 yılda tamamlar. Yoğunluğu dünyadan 6 kat fazladır, sarımsı renktedir ve en silik yıldızlardan bile daha sönük gözükür. Plüton gezegeninin en ilginç özelliği ise diğer gezegenlerin aksine yörüngesindeki dış eksenlilik durumu sebebiyle Güneşe Neptünden daha yakın olmasıdır. Bu olay sebebiyle bazı araştırmacılara göre Plüton gezegeni Neptünün uzakta kalmış bir uydusudur. Plüton gezegeninin yüzeyi genelde soğuk buz ve metan tabakasından oluşur ve Dünya'nın alabildiği güneş ışığının sadece %1'ini alabilmektedir. 

    Uranüs'ün hareketlerindeki değişikliklerin analiz edilmesi ve yapılan hesaplamalar sonucu Uranüs'ten geride başka bir gezegen olması gerektiği şeklinde varılan sonuçla Neptün gezegeni keşfedildi. Neptün gezegeninin incelemeleri sırasında çekilen fotoğraflarda aslında Plüton gezegeninin de bir adet fotoğrafı çekilmişti fakat bu durum 1930'a kadar fark edilmedi. Bu araştırmalar ilk olarak Lowell Gözlemevinde yapıldı fakat bütün çabalara rağmen Lowell'ın 1916'daki ölümüne kadar araştırmalardan bir sonuç alınamadı. Daha sonra meydana gelen bir miras davası yüzünden bu gözlem evi 1929'a kadar işleyemedi ve Plüton gezegeninin keşfi de ertelenmiş oldu.

    1929'da ise araştırmalara bırakıldığı yerden devam eden Clyde Tombaugh; 18 Şubat 1930'da Plütonun varlığını keşfetti. 13 Mart 1930'da ise Harvard Kolej Gözlemevi Plüton gezegeninin saptandığını duyurdu.

    Plüton ismi Klasik Yunan Mitolojisindeki yeraltı tanrısının adıdır(Hades olarak da geçer) Gezegene bu isim; varlığı keşfedildikten sonra gözlemevine gelen binin üzerindeki isim önerilerinden birinin sahibi 11 yaşında bir Oxford öğrencisi olan Venetia Burney'e aittir. Plüton gezegeninin de yüzeyi soğuk ve yaşama dair bir iz barındırmadığı için bu ismin aklına geldiğini söylemiştir. Plüton gezegeni; Şaron, Nix, Hydra, P4 ve P5 olmak üzere 5 doğal uyduya sahiptir.
    ]]>
    Neptün Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/neptun-gezegeni.html Thu, 06 Dec 2018 01:55:30 +0000 Neptün Gezegeni; Güneş Sistemi'nin sekizinci gezegenidir. Plüton'un gezegen statüsünden çıkarılıp cüce gezegen olarak kabul edilmesinden sonra Güneş Sisteminin en uzak gezegeni olma unvanını geri kazanmıştır. Adını deniz tanrısı


    Neptün Gezegeni büyük sayılabilecek bir gezegendir. Kütle olarak Satürn ve Jüpiter'den sonra üçüncü sırada, çap olaraksa Satürn, Jüpiter ve Neptünden sonra dördüncü sıradadır. Külesi dünyanın yaklaşık 17 katıdır. Yarıçapı yaklaşık 22300 km, Güneşe olan uzaklığı 4.5 milyar km'dir.  Kendi ekseni etrafındaki dönüşüni 15 saatte, Güneş çevresinde dönüşünü ise 164 yılda tamamlar. Yüzey sıcaklığı ise -220 derece cıvarıdır.

    Güneşe olan uzaklığı sebebiyle Neptün gezegeni hakkında çok kesin bilgiler bulunmamakla beraber genel yapısının bir buz devi olduğu söylenebilir. Yapı itibariyle Uranüs'e çok benzeyen Neptün gezegeninin atmosferi ağırlıklı olarak Hidrojen ve Helyum, az miktarda hidrokarbon ve azot, su, amonyak ve buz bulunur. Neptün gezegeninin buz devi diye adlandırılmasının sebebi de iç katmanlara kadar yapısının hep buz veya kayaçlardan ibaret olmasıdır. Gezegene mavi rengini veren, yüzeyindeki metan tabakasıdır.

    Neptün Gezegeni


    Neptün gezegeni, rüzgarlı havalar sebebiyle çok fırtınalı bir yüzeye sahiptir. Güneş ışınlarını alış açısından dolayı bir yarım küre diğerinden daha sıcak olmaktadır. Bunun sebebi sıcaklığa bağlı olarak metan gazlarının gezegen içinde salınım yapmasıdır. Ayrıca güneş etrafından dönüş süresinin uzun olmasu sebebiyle Neptün gezegeninde mevsimler yaklaşık 40 yıl sürer. 

    Neptün gezegeni, yukarıda bahsedildiği gibi 23 Eylül 1846 gecesi Berlin Gözlemevi'nde Johann Gottfried Galle tarafından keşfedilmiştir. Bunun öncesinde Galileo, Alexis Bouvard, John Couch Adams, vs. ünlü astronomlar da üzerinde çalışmışlardır veya şans eseri Neptün gezegenini görmüşlerdir. Fakat Galle'in keşfine kadar yapılan çalışmalar ya bir sonuç vermemiş, ya da Neptün gezegenini gözlemleyebilenler onu bir yıldız olarak değerlendirerek gezegen olduğunu fark edememişlerdir. Zaten Neptün gezegeni hakkında ilk ciddi araştırma matematiksel hesaplar yoluyla yapılmıştır. Yani; Uranüs'ün yörüngesinin tahmin edilenden çok farklı şekilde olması araştırmacıları uzun süre düşündürmüştür ve Alexis Bouvard; bu yörünge farklılığına Uranüs'ten başka bilinmeyen bir cismin kütle çekiminin sebep olacağını tahmin ederek araştırmalarını ve hesaplamalarını bu yönde yapmıştır. 

    Neptün gezegeni bilinen 14 uyduya sahiptir. Bunlardan en meşhuru ve en büyüğü Triton'dur. Diğer uydulardan ve Neptün gezegeninden farklı olarak ters yörüngede döner. Bu durum sebebiyle araştırmacılar Triton'un zamanında Neptün gezegeni tarafından sonradan yakalanmış bir gök cismi olduğunu düşünmektedir. Triton dışında Neptün gezegeninin bilinen uyduları Nereid, Proteus, Naiad, Thalassa, Despina, Galateia, Larissa ve S/2004 N olarak sıralanabilir. 

    Neptün gezegenine ismini kaşifi Urbain Le Verrier vermiştir. (Gezegeni fiilen Galle keşfetmiştir fakat Neptün gezegeni için çalışma yapmasını Galle'den rica eden ve öncesinde kendi hesaplamalarını geliştirip araştırmanın önemli bir aşamasını kat eden kişi Le Verrier'dir.)
    ]]>
    Uranüs Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/uranus-gezegeni.html Thu, 06 Dec 2018 21:28:22 +0000 Uranüs Güneş sisteminin Güneş’ten uzaklık sırasına göre 7. gezegenidir. Çap açısından Jüpiter ve Satürn’den sonra üçüncü, kütle açısından bu iki gezegen ve Neptün’ün ardından dördüncü sı

    Uranüs Güneş sisteminin Güneş’ten uzaklık sırasına göre 7. gezegenidir. Çap açısından Jüpiter ve Satürn’den sonra üçüncü, kütle açısından bu iki gezegen ve Neptün’ün ardından dördüncü sırada gelir. Adını Yunan mitolojisi’ndeki gökyüzü tanrısı Uranos’tan (Latinceleştirilmiş şekli ile Uranus) alır. 1781 yılında William Herschel tarafından bulunmuştur. Gaz devleri sınıfına girmektedir.

    Uranüs’ün kütlesi Yer’inkinin 15 katı, hacmi ise 63 katıdır ve güneş sistemindeki en az fotojenik olan gezegendir. Bir kaç küçük bulut dışında yüzeyinde hiç bir ayrıntı göze çarpmaz. Uranüs’ün çevresinde ince, keskin hatlı ve koyu renkli 10 halkanın olduğu tespit edilmiştir. Halkaların tümü, yaklaşık 1 m çapında koyu renkli kaya benzeri parçalardan oluşmaktadır. Bunların yapısı henüz belirlenememiştir. Uranüs, kutbu güneşe bakacak şekilde tekerlek gibi döner. Böylece etrafındaki halkalar da dik olarak onunla birlikte döner. Uranüs’de, Yer’in ve Satürn’ün çevresindekilerle karşılaştırılabilecek ölçüde manyetik alan vardır.

    Uranüs Gezegeni

    Manyetik alanın ekseni, gezegenin dönme eksenine göre 55° eğiktir ve bu diğer gezegenlere oranla oldukça yüksek bir değerdir. Bu eğiklik manyetik alanın, güneş rüzgarı karşında tirbuşon benzeri uzun bir kuyruk yapmasına neden olur. Gezegenin dönme periyodu yaklaşık olarak 17.5 saattir ve dönme ekseni olağandışıdır. Uranüs’ün eriyik halde bulunan ağır bir çekirdeği vardır. Çekirdeğin çevresinde ise su, metan ve amonyaktan oluşan birkaç bin °C sıcaklığında ve binlerce km kalınlığında bir manto yer alır. Bu aşırı sıcak mantonun, üzerindeki atmosferin ağırlığından kaynaklanan devasa basıncın etkisiyle kaynayamadığı ve buranın elektriksel olarak iletken olduğu, gezegenin manyetik alanını ürettiği sanılmaktadır.

    ]]>
    Satürn Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/saturn-gezegeni.html Fri, 07 Dec 2018 15:43:48 +0000 Satürn Güneş sisteminin güneşten uzaklık sırasına göre 6. gezegenidir. Büyüklük açısından Jüpiter’den sonra ikinci sırada gelir. Adını Roma tarım tanrısı Saturnus’tan alır. Arapça kökenli Züh

    Satürn Güneş sisteminin güneşten uzaklık sırasına göre 6. gezegenidir. Büyüklük açısından Jüpiter’den sonra ikinci sırada gelir. Adını Roma tarım tanrısı Saturnus’tan alır. Arapça kökenli Zühal adı Türkçe’de giderek daha az kullanılmaktadır. Sekendiz olarak da bilinir. Çıplak gözle izlenebilen 5 gezegenden biri (diğerleri, Merkür, Venüs, Mars, ve Jüpiter) olarak eski çağlardan beri insanoğlunun dikkatini çekmiştir. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devleri sınıfına girmektedir. Satürn, tüm gezegenler arasında yoğunluğu en düşük olanıdır. Su yoğunluğu ile karşılaştırıldığında 0.69 olan bu değer, Yerküre’nin yoğunluğunun % 12'si kadardır. Düşük yoğunluk, gezegenin akışkan yapısı ve kendi çevresindeki dönüş hızının yüksekliği ile birleşerek, Satürn’e ekvatorda geniş, kutuplarda basık elipsoid görüntüsünü vermektedir. Beyazlık derecesi (albedo) 0.47 olan gezegen, böylece yüzeyine düşen güneş ışığının yarıya yakınını görünür tayfta yansıtmaktadır. Ancak kızılötesi alandaki ışınım ölçüldüğünde, Satürn’ün Güneş’ten aldığı enerjinin 3 kat fazlasını dışarı yaydığı görülür. Bu nedenle gezegen, Güneş’e olan uzaklığına göre hesaplanan 71K’ den (-202°C) çok daha yüksek bir etkin sıcaklığa sahiptir ve 95K (-178°C) sıcaklığında bir kara cisim gibi ışır. Satürn’ün kendi içinde yarattığı bu enerji fazlası, gezegenin yerçekiminin etkisi ile yavaşça kendisi üzerine çökerek küçülmesi sırasında dönüştürülen potansiyel enerji ile açıklanmaktadır. Kelvin-Helmholtz mekanizması olarak adlandırılan ve daha sınırlı ölçüde Jüpiter’de de gözlenen bu olgu Satürn’ün yarattığı ısıl enerji fazlasını tek başına açıklamaya yeterli değildir. Ek bir mekanizma olarak, gezegenin yüzeye yakın katmanlarında hidrojen ile karışım halinde bulunan helyumun ağırlığı nedeniyle merkeze doğru süzülerek göç etmesi sırasında potansiyel enerjisinin bir kısmını açığa çıkarması önerilmektedir.

    İç yapı

    Gaz devleri, içerdikleri elementlerin oranlarına göre iki alt gruba ayrılırlar. Uranüs ve Neptün ‘buz’ ve ‘kaya’ oranı daha yüksek Uranian gezegenler grubundadır. Satürn ise Jüpiter ile birlikte, adını yine Jüpiter’den alan Jovian gezegenler grubu içindedir. Jovian gezegenlerin kabaca Güneş’i ve benzer yıldızları oluşturan maddeleri bu yıldızlardakine yakın oranlarda içerdiği düşünülür. 20. yüzyıl başlarından itibaren, gezegenlerin çap, kütle, yoğunluk, kendi etrafında dönme hızları, uydularının davranışları gibi verilerden yola çıkılarak iç yapıları hakkında ortaya atılan görüşler, daha sonra tayf ölçümsel çalışmalarla ve son otuz yıl içinde gerçekleştirilen birçok uzay aracı araştırması ile zenginleştirilmiş ve günümüzde oldukça tatminkar modeller geliştirilmiştir. Bu bilgiler çerçevesinde, Güneş sisteminin ilksel bileşenlerine paralel biçimde Satürn’ün kütlesinin büyük kısmını hidrojen ve helyumun oluşturduğu varsayılır. Hidrojen/Helyum kütle oranı 75/25 civarındadır. Daha ağır elementlerin Güneş Bulutsusu içindeki toplam payı %1 iken, hafif bir zenginleşme ile Satürn’de %3-5 arasında olabileceği hesaplanmaktadır. Bu yapı taşları özgül ağırlıklarına göre tabakalanmış durumdadır. Satürn’ün merkezinde demir ve ağır metallerle birlikte bunları çevreleyen daha hafif elementlerin oluşturduğu bir ‘buz’ ve ‘kaya’ tabakasından oluşan bir çekirdek bulunur. Gezegenin ileri derecedeki basıklığının nedeni olarak büyük ve yoğun bir çekirdek varlığı gösterilmektedir. Bazı hesaplamalar, gözlenen basıklık oranını sağlayabilmek için çekirdeğin gezegen kütlesinin dörtte biri kadar büyük bir kısmını oluşturması gerektiği sonucuna ulaşmaktadır. Bu, 25 Yer kütlesine sahip ve yarıçapı 10.000 kilometreyi aşan bir kaya, buz ve metal kütlesi anlamına gelir ve Satürn’ün ağır elementler açısından tahmin edilenden daha da zengin olabileceğini gösterir. Satürn’ün merkezinde sıcaklığın 12.000K, basıncın 10 megabar (10 milyon atmosfer) üzerinde olduğu tahmin edilir.

    Satürn Gezegeni

    Çekirdeği çevreleyen alanda metali]]> Mars Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/mars-gezegeni.html Fri, 07 Dec 2018 16:03:59 +0000 Kızıl Gezegen Mars Mars, hiç kuşkusuz "Dünya dışı yaşam" açısından en güçlü aday. Mars'ın geçmişte, yaşama ev sahipliği yaptığı görüşü, gezegenin bir zamanlar ılık v

    Kızıl Gezegen Mars

    Mars, hiç kuşkusuz "Dünya dışı yaşam" açısından en güçlü aday. Mars'ın geçmişte, yaşama ev sahipliği yaptığı görüşü, gezegenin bir zamanlar ılık ve sulak olduğu varsayımına dayanıyor. Volkanik etkinliğin de yüksek düzeyde olacağı bu erken dönemde Mars atmosferinin, karbondioksit ve su bakımından zengin olduğu tahmin ediliyor. Güneş'e uzaklığı göz önüne alınacak olursa, bu durum, büyük olasılıkla gezegenin donmasını engelleyecek sera etkisini, sağlamış olmalıydı. Ancak, çekirdeğinin giderek soğuması nedeniyle Mars, yaklaşık 3,9 milyar yıl önce, küresel manyetik alanını kaybetti. Kozmik ışınım yoluyla, Mars atmosferinin önemli bir bölümünün uzaya kaçtığı sanılıyor. Sonuçta, yüzey sıcaklığı, yaklaşık bugünkü düzeylerine; yani ortalama -50 °C'ye düşmüş oluyor.

    Yine de ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın Mars robot araçları, Avrupa Uzay Dairesi ESA'nın Mars Express yörünge araçları ve daha önceki çalışmalardan elde edilen bulgular, Mars'ta bir zamanlar, sıvı suyun, akmakta olduğunu gösteriyor. Son bulgularsa, büyük miktarda suyun Mars yüzeyinde donmuş halde tutulduğunu göstermektedir. Şayet bir zamanlar Mars'ta yaşam gerçekten başladıysa, daha sonra atmosferini kaybetmesi sebebiyle, yüzeyde yaşam bitmiş olmalıydı. Zira Mars yüzeyinin maruz kaldığı kozmik ve morötesi ışınım bombardımanı ve yüzeysel kayalarının da yüksek derecede oksitleyici olması, yüzeyi, kimyasal bakımdan fazlaca zehirli hale getiriyordu. Bu da bizimkine benzer yaşam biçimlerini, oldukça güçleştirmektedir.

    MARS'IN BİYOSFERİ(CANLI KATMANI)

    Acaba Mars'ın yeraltı canlı katmanı bugün neler içeriyor olabilir Akla uygun görünen bir ihtimal; soğuğa uyum gösterebilmiş ve buzun eridiği bölgelerde yaşayan mikroorganizmalardan söz edilebilir. Bu katmanın derinliği, karasal mikroorganizmaların gelişip üreyebildikleri, en düşük sıcaklıklara (-18 °C), karşılık geliyor. İkinci bir senaryo ise, daha derinlerde var olabilecek bir yaşamın, olsa olsa Dünya'dakine benzer termofiller yaşamı olabileceğini öngörüyor.

    Mars Gezegeni

    Durum hangi görüşün lehine olursa olsun, kesin olarak bir şeyler söyleyebilmek için, derinlerde araştırma yapabilecek donanıma sahip olmak gerekiyor. Bunun da, şimdilik öngörülmüş robotlu araştırmalarla gerçekleştirilmesi, pek mümkün gözükmüyor.

    MARS'TA METAN GAZI

    Mars atmosferinde, metanın keşfi, oldukça ilgi uyandıran bir gelişmedir. Üretimini sürekli kılacak belirli bir kaynak olmadan, metanın, atmosferde en çok birkaç yüz yıl kalabileceği düşünülüyor. Metanı besleyen olası kaynaklar, volkanik ya da jeotermal etkinliklerdir. Tabii ki Dünya'da ise metanın önemli kaynaklarından birisi de yaşamın kendisi ve mikroorganizmalardır.

    Metan, Mars'ta, yüzey altı suyunun bol olduğu bölgelerde, yoğunlaşma eğilimi gösteriyor. Bu bağlantı umut vericidir. Ancak bunu yaşamla ilişkilendirmek için, Mars'taki metan üretiminin, hızı ve miktarıyla ilgili hesapları da, göz önüne almak gerekir. Tahminlerse, gazın, biyolojik kökenli olması durumunda, Mars canlı kütlesinin, 20 tondan öteye geçemeyeceği yönündedir. Bu da, yaşam için oldukça küçük bir rakam.

    MARS'TA YAŞAM BELİRTİLERİ

    Mars'ta geçmiş yaşama, ya da günümüzde var olan yaşama ilişkin izlere rastlanması önemlidir. Her iki durum, beraberinde ilginç sonuçlar getirecektir. Birincisi, Mars'ta yaşamın canlı kimyasının, Dünya'dakine benzerliğinin kaçınılmaz oluşudur. O zaman da, dünyasal yaşamın, Mars'tan türediği, ya da dünyasal yaşamın Mars'a da 'bulaştığı' iddia edilecektir! Avustralya'daki, Maquarie Üniversitesi'nden, Paul Davies, Mars'ın, 'yaşamın kökeni' açısından, Dünya'dan daha uygun bir yer olduğunu, savunanlardan birisidir.

    Mars, Dünya kütlesinin yalnızca onda birine sahiptir. Erken dönemlerinde Dünya'ya oranla, daha az bombardımana maruz kalmış, dolayısıyla daha hızlı soğumuş olsa gerek.]]> Dünya Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/dunya-gezegeni.html Sat, 08 Dec 2018 10:39:37 +0000 Dünya eski adıyla Arz, 149 milyon km ile güneşe en yakın üçüncü gezegendir. Tek doğal uydusu bulunan dünyanın, çapı 12.756 km’dir. Güneşin etrafındaki dönüşünü 365 gün 5 saat 48 dakika ve 46 sani

    Dünya eski adıyla Arz, 149 milyon km ile güneşe en yakın üçüncü gezegendir. Tek doğal uydusu bulunan dünyanın, çapı 12.756 km’dir. Güneşin etrafındaki dönüşünü 365 gün 5 saat 48 dakika ve 46 saniyede tamamlarken kendi eksenindeki dönüşünü ise 23 saat 56 dakika 4 saniyede tamamlar. Güneş etrafında dönmesi sonucu mevsimler, kendi etrafında dönmesi sonucun da ise gece ve gündüz oluşur. Dünya kutuplardan basık ekvatordan şişkin bir yapıya sahiptir buna “geoid” denir. Geoid şeklinin oluşmasında merkezkaç kuvveti etkili olmuştur. Dünya, yörüngesi üzerinde hareket ederken güneş ile arasındaki mesafe artar ve azalır. Güneş ile en yakın olduğu noktaya geldiğinde ortalama hızı 960 km/sn artar.

    Biz dünyanın dönüşünü hissetmeyiz çünkü dünya ile birlikte atmosfer de dönmektedir. Ortalama yüzey sıcaklığı 15 °C ‘dir ve atmosferinde Azot ve Oksijen olmak üzere iki temel gaz bulunmaktadır. Dünyanın yoğunluğu 5.52 gr/cm3 ‘tür. Dünyayı diğer gezegenlerden ayıran en büyük özellik ise evrende canlı bulunan yegane gezegen olmasıdır. Ayrıca hiçbir gezegen dünya benzeri bir atmosfere sahip değildir. Dünyaya uzaydan bakıldığında mavi renkte göründüğü için “mavi gezegen” olarak da adlandırılır. Dünyanın çekirdeği ise Demir-Nikel karışımı bir yapıya sahiptir bu nedenle dünya döndükçe mıknatıslanma oluşur.

    Dünya Gezegeni

    Ay Uydusu: Güneş sistemindeki 3.476 km’lik çapı ile beşinci büyük doğal uydudur. Çapı dünyanın çapının %27'si kadardır. Yoğunluğu 3,31 gr/cm3 ‘tür. Ay’daki yer çekimini dünyadaki yerçekiminin 6'da 1'i kadardır. Bu nedenle dünya da 60 Kg ağırlığındaki bir madde Ay’da 10 Kg gelir. Ay’da atmosfer yoktur bu nedenle radyasyon gibi zararlı ışınlar ay yüzeyine direk temas edebildiği gibi göktaşları da herhangi bir engellemeye maruz kalmadan yüzeye ulaşabilir. Ay yüzeyinde sıcaklık 102 °C ‘ye çıkabildiği gibi gölgelerde -157 °C ‘ye kadar düşebilmektedir. Ay güneş ışınlarının sadece % 7'sini yansıtabilmektedir ancak dünyaya yakın olduğundan parlak görünür.

    ]]>
    Venüs Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/venus-gezegeni.html Sat, 08 Dec 2018 17:54:25 +0000 Güneş'e en yakın ikinci gezegen olan Venüs'le Güneş arasındaki uzaklık, Güneş'le Merkür arasındaki uzaklığın iki katından daha fazladır. Buna rağmen, Venüs'ün yüzeyi Merkür'ün yüzeyinden


    Güneş'e en yakın ikinci gezegen olan Venüs'le Güneş arasındaki uzaklık, Güneş'le Merkür arasındaki uzaklığın iki katından daha fazladır. Buna rağmen, Venüs'ün yüzeyi Merkür'ün yüzeyinden daha da sıcaktır. Yılın belirli dönemlerinde, Güneş doğmadan hemen önce, ya da battıktan sonra, çıplak gözle rahatlıkla görülebilir. Pek çok kimse, ona sabah ya da akşam yıldızı demektedir. Yörüngesinde dolanırken, Dünya'ya en yakın konumuna geldiğinde, Güneş ve Ay'dan sonra gökyüzündeki en parlak cisimdir. Venüs, iç gezegen olduğundan, Dünya'dan teleskopla bakıldığında, Ay gibi evreler gösterir. Kütle, yoğunluk, atmosferin varlığı ve Güneş'e yakınlığı bakımından, Dünya'nın benzeri, hatta ikiz kardeşidir diyebiliriz.

    Venus'ün Hareketi

    Venüs'ün, kendi ekseni etrafında dönme hareketi, oldukça ilginçtir. Çünkü hareketi, hem çok yavaş, hem de ters yöndedir. 1Venüs günü = 243 Dünya günüdür. Bu süre, Venüs yılından birazcık daha uzundur. Eğer Venüs'te olsaydınız, Güneş'in batıdan doğup, doğudan battığını ve gökyüzünde çok yavaş ilerlediğini görecektiniz. Aynı zamanda Venüs'ün dönme hareketi ve yörünge periyodu sanki aynı tarihe tesadüf ediyormuş gibi, Venüs ve Dünya birbirlerine en yakın olduğu anda, Venüs daima aynı yüzünü göstermektedir.

    Venüs Gezegeni

    VENÜS'ÜN ATMOSFERİ

    Venüs atmosferinin yüzeydeki basıncı, 90 atmosferdir. Bu basınç, Dünya'da ki bir okyanusun, 1 km derinliğindeki basınçla hemen hemen aynıdır. Venüs'ün atmosferi, daha çok Karbondioksitten(CO2) oluşmuştur. Burada, birkaç km. kalınlığındaki, çeşitli bulut katmanları, Sülfürik asitten(H2SO4) meydana gelmiştir. Bu bulutlar, gezegenin yüzeyini tamamen görmemizi engellemektedir. Bu yoğun atmosfer, bir sera etkisi oluşturarak, Venüs yüzeyinin sıcaklığını, 127 ºC den 447 ºC ye çıkarmaktadır. Bu ise, kurşunu eritecek sıcaklıktır.

    Bulutların tepelerinde güçlü rüzgâr akımları olmasına rağmen, yüzeydeki rüzgârlar saatte birkaç km'den fazla değildir. Bunun nedeni, Dünya'da iklim koşullarını dengede tutan döngülerin Venüs'te bulunmayışıdır. Güneş'e yakın olan bu komşumuzda, atmosferik süreçler hep tek yönlüdür. Dünya, Güneş'e biraz daha yakın olsaydı, Venüs ile aynı kaderi paylaşabilirdi.

    VENÜS'ÜN GÖRÜNTÜLENMESİ

    1962 yılından bu güne kadar, Venüs'e giderek resimlerini çeken, yüzeyini tarayan, yapısını tahlil eden ve hatta yüzeyine inen 26 robot uzay aracı, gezegen hakkında bize önemli bilgi sağlamıştır. Uzun bir süre, Venüs'ü perdeleyen bulutlar, yüzeyin yeterince gözlemlenmesini engellemiştir. Magellan uzay aracı, bu durumu tamamen değiştirmiştir. 1990-1994 yılları arasında, bulut örtüsünü delip geçen radar sinyalleriyle, gezegenin tüm yüzeyi, yüksek çözünürlükte görüntülemiştir. Elde edilen görüntüler, geçmişe ait muazzam yanardağ patlamalarını ortaya çıkarırken, halen volkanik aktivitelerin de devam ettiğini göstermekteydi.

    VENÜS'TE KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

    Venüs'ün jeolojik geçmişinin incelenmesine paralel olarak, ayrıntılı bilgisayar simülasyonlarıyla, gezegen ikliminin son bir milyar yıllık tarihi, yeniden oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda, araştırmacılar, Venüs'te yoğun volkanik etkinliğin, büyük oranda iklim değişikliklerine yol açtığını görmüşlerdir. Venüs'teki iklim, Dünya'dakine benzese de, başka hiçbir gezegende görülmediği kadar, karmaşık ve değişkendir.

    Dünya ve Venüs, jeolojik ve atmosferik süreçlerin dinamik etkileşimleriyle yönetilen iklimlere sahipler. Dünya'dakine benzer kuvvetlerin, Venüs'te böylesine farklı sonuçlara yol açması, şaşırtıcıdır. Bu gezegen üzerinde yürütülen araştırmalar, iklim konusunda, bilim adamlarına, bazı önemli soruları yanıtlamak için yeni olanaklar sağladı. Örneğin, Dünya'nın iklimi çok mu özel Gezegenimizin ikliminin, kararlığını bozmak için, insanoğlu ne kadarda çok çabalamaktadır.

    Günümüzde insanlık,]]> Merkür Gezegeni https://www.gezegenler.gen.tr/merkur-gezegeni.html Sun, 09 Dec 2018 00:51:23 +0000 Merkür bugüne kadar yalnızca bir uzay aracı, tarafından (Mariner 10) ziyaret edilmiştir. Mariner 10 1974 ve 1975 yıllarında Merkür’ ün 3 kez yakınından geçmiştir. Bu geçişlerde Merkür’ ün yılı ve gün

    Merkür bugüne kadar yalnızca bir uzay aracı, tarafından (Mariner 10) ziyaret edilmiştir. Mariner 10 1974 ve 1975 yıllarında Merkür’ ün 3 kez yakınından geçmiştir. Bu geçişlerde Merkür’ ün yılı ve günü arasındaki 2/3 lük oran yüzünden hep aynı yüz görüntülenebilmiştir. Yüzeyin toplam olarak %48' inin haritası çıkarılmıştır. Ayrıca bu kadar yavaş dönmesine rağmen Merkür’ ün oldukça güçlü bir magnetik alana sahip olması bilim adamların şaşırtmıştır. Merkür’ ün içi dünyaya dışı ise Ay’ a benzer. Dünyadan sonra en yoğun gezegen olan Merkür’ ün (5.42 gr/cm³) kütlesinin önemli bir bölümü demirden oluşmaktadır. Atmosferi yok denecek kadar seyrek olup çoğunluğu sodyum, az bir kısmı ise helyumdan oluşmaktadır. Son gözlemlerden anlaşıldığına göre Merkür’ ün kutuplarında buzlardan oluşan kutup takkeleri bulunmaktadır. Venüs’ ten sonra ikinci sıcak gezegen olan Merkür’ ün (yaklaşık 430°C) kutuplarında sürekli gölgede kalan bölgelerde sıcaklık -170°C dolaylarındadır. Merkür, Güneş sistemi’nin iç gezegenler olarak adlandırılan diğer dört üyesi gibi katı bir yapıya sahiptir. 5,43 g/cm3 olan yoğunluğu Yer ile karşılaştırılabilecek denli yüksektir ve Yer’den sonra Güneş Sistemi’nde karşılaşılan en büyük değerdedir. Merkür Güneş’e yakınlığı nedeniyle güneş ışınlarının güçlü etkisi altındadır ve sıcak bir gezegendir. Yüzey ısısı uzun süren Merkür günü sırasında 450oC üzerindeki düzeylere çıkabilirken, etkili bir atmosferin yokluğu nedeniyle gece -170oC’ye kadar düşmektedir. Gezegenin koyu bir yüzeyi vardır, ve 0,11 düzeyindeki beyazlık derecesi ile üzerine düşen güneş ışınlarının ancak onda birini yansıtır.

    Merkür Gezegeni

    Merkür yüzeyinin en dikkat çeken özelliği tüm gezegen üzerine dağılmış irili ufaklı çarpma kraterleridir. İlk bakışta Ay yüzeyine benzetilebilecek bu görünümün, daha dikkatli bir incelemede bir çok farklılıklar içerdiği anlaşılır. Ay’da olduğu gibi kraterlerin yoğun bir şekilde iç içe geçtiği alanlar arasında, krater yoğunluğunun çok düşük olduğu, yumuşak engebeli geniş düzlükler yer alır. Bu bölgeler kraterlerin sık olduğu bölgelere göre daha alçakta yer alırlar ve Ay’daki ‘deniz’lere benzer şekilde, büyük çarpmalar sonucunda gezegen içinden yüzeye çıkan lav akıntıları ile oluştukları sanılır. Gerek bu oluşumların, gerekse büyük kraterlerin çoğunun, Güneş Sistemi içinde büyük çarpışmaların sürdüğü 4,5 ile 3,8 milyar yıl öncesini kapsayan dönemde meydana geldiği düşünülür. 3,8 milyar yıl öncesinden günümüze, Güneş Sistemi büyük çarpışmaların sıklığının azaldığı, nispeten sakin bir döneme girmiştir. Merkür üzerindeki en büyük çarpışma izi, 1300 km. çapındaki Caloris Havzasıdır. Bu dev lav denizi 100 km. çapında bir gökcisminin çarpması ile gezegenin manto tabakasından yüzeye çıkan sıvılaşmış materyal ile oluşmuş, bu arada şok dalgalarının gezegen boyunca yayılarak diğer yüzünde odaklanması sonucunda Caloris Havzasının tam karşı kutbunda 500.000 km.2 lik bir alan son derece engebeli bir hal almıştır. Ayrıca düzlükler üzerinde yüzlerce kilometre uzunluğunda ve yüksekliği 2-3 km.yi bulan kırıklar dikkati çeker. Bunlara, gezegenin soğuması sırasında küçülen hacminin neden olduğu sanılmaktadır. Kırıkların bazı kraterlerin içinden de geçmeleri krater oluşum döneminden daha sonra meydana geldiklerini düşündürür.
    Gezegen yüzeyinin en dışta kalan bir kaç metre kalınlığındaki kısmının, Ay yüzeyindekine benzer biçimde çok küçük göktaşlarının milyarlarca yıldır süren bombardımanı sonucunda ince bir toz haline gelmiş regolit tabakası olduğu varsayılır. Aynı Ay’da gözlendiği gibi az sayıdaki genç kraterin, ışınsal olarak kendilerini çevreleyen parlak beyaz çizgilerin ortasında yer aldığı görülür. Bu çizgiler, çarpma sırasında ‘kirli’ regolitin üzerine sıçrayan taze materyal ile ilişkilidir.

    ]]>
    Gezegenlerin Oluşumu https://www.gezegenler.gen.tr/gezegenlerin-olusumu.html Sun, 09 Dec 2018 14:45:54 +0000 Güneş Sistemini oluşturan bireyler, bir bulutsunun çocuklarıdır. Ancak bu bulutsu, ilkel evrende olduğu gibi yalnız hidrojen ve helyumdan oluşmuyordu. Ağır elementler de içeriyordu. Gezegenler ve ye


    Güneş Sistemini oluşturan bireyler, bir bulutsunun çocuklarıdır. Ancak bu bulutsu, ilkel evrende olduğu gibi yalnız hidrojen ve helyumdan oluşmuyordu. Ağır elementler de içeriyordu. Gezegenler ve yeryüzündeki yaşamın oluşması bu sayede mümkün oldu. Bu elementlerden demir ve ondan daha hafif olanları yıldızların içinde; demirden ağır olanlarıysa süpernova patlamaları sırasında oluştu.

    Gezegenler, merkezde oluşan Güneş’in çevresinde artakalan gaz ve tozdan meydana geldi. Bu toz ve gaz bulutu, başlangıçta Güneş’in çevresinde dönen, bir disk biçimini aldı.

    İlkel Güneş Sistemi’nde, toz parçaları bir araya gelerek “kondrül” denen küçük göktaşlarını oluşturdular. Kondrüller birbirleriyle ve çevrelerindeki toz parçalarıyla birleşerek “kondrit” denen göktaşlarını oluşturdu. Günümüzdeki göktaşlarının büyük bölümü de kondritlerdir. Kondritler birleşerek son aşamada “gezegencik” denen ilkel gezegenlere dönüştüler. Gezegencikler oluştuğunda artık ortada fazla gaz ve toz kalmamıştı.

    Sıcak ve küresek yapıda olan gezegenciklerin büyüklükleri Ay’ınkinden çok daha küçüktü. Bir zamanlar gaz ve toz diskinin yer aldığı düzlemde çok sayıda gezegencik oluştu.

    Gezegenlerin Oluşumu

    Gezegenciklerin çoğunun yörüngesi birbiriyle kesiştiğinden, zamanla birleşerek daha büyük cisimleri oluşturdular. İlk gezegenciklerin oluşumundan sonra, yaklaşık 10 milyon yıllık bir süreçte, geriye kalan gezegencikler de “gezegen” denen bu büyük kütleli gökcisimlerince yakalandı. Geriye, az sayıda gezegen ve belli yörüngelerde dolanan göktaşları kaldı.

    Gaz devlerinin oluşumu, kayasal gezegenlerinkine benzer olmakla birlikte, Güneş’e uzaklıkları nedeniyle biraz daha farklı gelişti. Sistemi oluşturan bulutsunun iç katmanları, Güneş’in yaydığı ısının ve ışınım basıncının etkisiyle gazlardan arındırılmıştı.

    Soğuk olan dış bölgelerdeyse su ve katı halde bulunabilen gazlar buz halinde bulunuyordu. Bu bölgelerde bulunan ve büyük oranda buz içeren gezegencikler, bir araya gelerek dev gezegenlere dönüştüler. Bu gezegenler büyüklükleri ve güçlü kütleçekimleri sayesinde çevrelerindeki gazı kendilerine çektiler. İşte bu nedenle dış bölgelerde bulunan gezegenler büyük oranda gaz içerir.

    Neptün’ün de ötesindeki soğuk bölgede kalan ve Güneş sistemini oluşturan diskten artakalan maddenin bir bölümü Kuiper Kuşağı’nda bulunuyor. Bu kuşak, toplam kütlesi yaklaşık Dünya kütlesi kadar olan çok sayıda gökcismini içeriyor. Plüton, Eris ve kuyrukluyıldızlar gibi gökcisimleri de bu bölgede bulunuyor. Kuiper Kuşağı, Güneş’ten 30 ile 50 astronomi birimi arasında uzaklıkta yer alıyor. Kısa dönemli kuyrukluyıldızlar bu bölgeden geliyor.

    Daha da ötede, Güneş sistemini küresel olarak çevreleyen, Oort Bulutu yer alıyor. Uzun dönemli kuyrukluyıldızlar, zamanlarının büyük bölümünü burada geçiriyorlar.

    Güneş Sistemi’nin Üyeleri - Gezegenin Tanımı

    Gökyüzündeki bazı nesnelerin yıldızlara göre hareketli olduğu binlerce yıldır biliniyor. Eski Yunanlılar, gökyüzünde dolaşan bu nesnelere “asteres planetai” (gezen yıldızlar) demişler. Ancak, o zamanlar her şeyin Dünya çevresinde dolandığı sanıldığından, bir gökcisminin gezegen olması için gökyüzünün yıldızlardan oluşan fonunda hareketli olmasının yeterli olduğu düşünülüyordu.

    1800’lerin ortalarından sonra, Güneş Sistemi, 9 gezegen ve çok sayıda küçük gezegenden oluşan bir sistem olarak kabul ediliyordu. Bunların yanı sıra, kuyrukluyıldızların da Kuiper Kuşağı olarak adlandırılan ve Neptün’ün yörüngesinin ötesinde bulunan bir kuşakta yoğunlaştığı düşünülüyordu. Kuiper Kuşağı, 1992 yılına kadar yalnız kuramsal olarak öngörülüyordu. 1992’den sonra, Plüton’un yörüngesini de içine alan bu bölgede birtakım buzlu gökcisimleri keşfedilmeye başlandı.

    İşte bu kuşağın keşfinden sonra, Plüton’un durumu sorgulanmaya başlandı. Ardı ardına keşfedilen, Sedna ve Quaoar gibi]]> Gezegenler https://www.gezegenler.gen.tr/gezegenler.html Mon, 10 Dec 2018 03:34:02 +0000 Güneş etrafında, elips şeklinde bir yörünge çizerek, dönen gök cisimleri Günümüzde gezegen denildiği zaman, başta dünyamız olmak üzere, Güneş etrafında dönen diğer sekiz gezegen ak


    Güneş etrafında, elips şeklinde bir yörünge çizerek, dönen gök cisimleri Günümüzde gezegen denildiği zaman, başta dünyamız olmak üzere, Güneş etrafında dönen diğer sekiz gezegen akla gelmektedir. Fakat uzayda nice güneşler etrafında nice gezegenler dönmektedir. Sadece galaksimiz Samanyolu’nda iki yüz milyar yıldız bulunduğunu göz önüne alırsak, bir galakside iki trilyona yakın gezegenin varlığından söz edilebilir. Dünyamız dahil olmak üzere Güneş etrafında dönen dokuz gezegen inceleyebildiğimiz yegane gezegenlerdir. Bu gezegenler uzayda parlayan yıldızlardan kolaylıkla ayırt edilebilir. Şöyle ki, gezegenlerin ışıkları yıldızlar gibi kırpışmaz. Işıkları atmosferden doğrudan doğruya gelir. Sistemimizdeki gezegenlerin yoğunlukları, büyüklüklerine göre değişmektedir. Buna göre güneş sisteminde en az yoğun gezegen Jupiter’dir. Gerçekten de bu gezegen aslında dev bir kızgın gaz küresinden başka birşey değildir. Gezegenlerin iki türlü hareketi vardır. Bu gök cisimleri hem kendi etrafında hem de elips biçimindeki bir yörüngede, Güneş’in etrafında dönerler. Bilindiği gibi gezegenler yıldızlar gibi ışık kaynağı değildir. Onlar ancak Güneş’ten aldıkları ışığı yansıtırlar.

    Güneş sistemi adı verilen dokuz gezegen, Güneş’ten uzaklıkları sırasıyla şunlardır: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton. Bunlardan Güneş’e en yakın üç gezegen olan Merkür, Venüs ve Dünya’ya "İç Gezegenler"; Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton’a "Dış Gezegenler" adı verilir. Bir de Mars ve Jupiter arasında Asteroid adı verilen minik gezegenler bulunmaktadır. Öte yandan Merkür, Venüs ve Plüton hariç bütün gezegenlerin bir veya birkaç uydusu bulunmaktadır. Gezegenlerin meydana gelişleri hakkında eskiden beri birçok teori ileri sürülmüştür. 1944 yılına kadar gezegenlerin Güneş’ten koptuğu fikri hakimdi. Bu tarihten sonra özellikle Alman Astronomu Kepler, gezegenlerin meydana gelişleri hakkında yeni bir teori ortaya atmıştır. Buna göre sistemi meydana getiren nebula (gaz ve toz bulutları) çekim kuvvetlerinin tesiriyle parçalanması neticesinde yer yer yoğunlaşmalar meydana gelmiş ve gezegenlerin ilk şekli yoğunlaşan bu ilkel maddelerden meydana gelmiştir. Hatta bu teoriye göre Ay Dünya’dan kopmamış ayrı bir gaz kütlesinin yoğunlaşması neticesinde meydana gelmiştir. Zamanımızda gezegenler üzerinde yapılan araştırmalar oldukça ilerlemiştir. Başta Merih ve Venüs olmak üzere birçok gezegene gönderilen sondaj uyduları (Mariner ve Venera vb) bu gezegenler hakkında çok değerli bilgiler elde etmiştir. Hatta bu gezegenlerin renkli fotoğraflarını arzımıza göndermişlerdir. Yakın bir zamanda insanoğlu Venüs ve Mars’a ulaşmayı ve buralarda üsler kurmayı planlamaktadır.

    Uluslararası Gökbilim Birliği'nin (IAU), 1919 yılından bu yana kabul ettiği Güneş Sistemi'nin 8 gezegeni, Güneş'e yakınlık sıralarına göre şunlardır:

    - Merkür

    - Venus

    - Dünya

    - Mars

    - Jupiter

    - Satürn

    - Uranüs

    - Neptün

    ]]>